Paralel Alem: Rüyalar

dream3

Rüyalar, insanlık tarihi ile yaşıt olan gizemli bir dünya… Her zaman din ve bilimin konusu olan ve olmaya devam eden ayrı bir alem… Peki, bu rüyalar neden var? Neden bazıları rüyalarını çok net hatırlayabilirken bazıları hiç rüya görmediklerini iddia eder? Ve en önemlisi de rüyalarımızın senaristi kim? Bu yazımızda rüyaların bildiğimiz ve belki de çok şaşıracağımız yönlerine değineceğiz.

Uykumuzun iki temel evresi vardır, REM ve nonREM uykusu. REM (rapid  eye movement-hızlı göz hareketi) uykusuna paradoksal uyku da denir; çünkü bu sırada kaslarımız oldukça gevşek olmakla beraber, beyin dalgalarını ölçen alet göstergeleri, uyanık halimize yakın bir faaliyet düzeyine işaret eder (Kişilik Kitabı, Burger, 2006). Rüyalarımız da bu REM uykusu esnasında görülür. Bu işin biyolojik boyutu. Peki, psikolojik boyutunda ne var?

Önce rüyaların özelliklerine bakalım. Rüyalarda zaman, mekan, karakter her şey çok absürt olabilir ama biz rüyamızda bu gerçek dışılıklara takılmayız. Yani rüyada kişi zamanı, mekanı, kişileri, garip şeyleri yadırgamaz. Rüyaların kendi içinde özgün bir mantığı vardır. Normal mantıksal kalıpla çalışmazlar.

Neden rüya gördüğümüzü ya da neden onları hatırlamadığımızı hiç düşündünüz mü? Rüyalar insanın bilinçdışının yansımasıdır desek pek de yanlış bir şey demiş olmayız. Ancak insanın bilinçdışını bire bir yansıtmaz. Rüyalara bir tiyatro ya da sinema oyunu benzetmesi yaparsak (sn. Tahir Özakkaş hocamdan alınan bir analojidir), rüyalarımız bir oyun, rüyalarımızın senaristi ise bizzat biziz. Ancak arkada (yine bilinçdışında) büyük bir sahne arkasında sansür heyeti vardır. Bu heyetin görevini de daha çok bizim egomuz üstlenir. Bir örnekle devam edecek olursak, gerçek dünyasında babasıyla iyi geçinen bir erkek çocuk diyelim ki bilinçdışında babasıyla rekabette ve ona karşı ortaya çıkaramadığı ve kendisinin de farkında olmadığı bir öfkesi var. İçindeki ateş yavaş yavaş alevleniyor ve artık içeride tutmaya zorlanıyor. Ama bir yandan da dışarı çıkarsa bir tür cezayla karşılaşacağından korkuyor (bunların hepsi bilinçdışında yaşanan ve farkında olunmayan durumlar). Bu durumda ne olacak? İçerideki ateş rüyalarla söndürülecek. Kişi rüyasında senaryosunu kendi yazdığı bir trafik kazasında babasını öldürür, ama sonra sansür heyeti yani egosu bu duruma müdahale eder çünkü kişinin vicdan azabı ya da yine cezalandırılma korkusundan çekinir ve hemen sahneye yeni bir ekip çıkarır. Bir bakarsınız ki; daha az önce kaza geçirtilip öldürülmeye çalışılan babaya rüyaya katılan yeni bir ekip ambulansla çıkagelir ve baba kurtarılmaya çalışılır. O da yetmez ego/sansür heyeti senaryoyu biraz daha değiştirir ve az önce öldürmeye çalıştığı babasına bizzat kendi kan veren bir rol üstlenir senarist -yani rüyayı gören-. Böylelikle ne oldu? Hem içerdeki kızışan öfke biraz duruldu hem de vicdan azabı çekilecek bir durum söz konusu olmadı. Uyanan kimse şanslıysa uyanır uyanmaz rüyasını hatırlar. Ama hatırlamıyorsa ego yine boş durmamış ve o rüyada da bir risk görmüş ve rüyayı unutturmuştur.

Çoğu rüyanın sistemi bu şekildedir. Ancak hala, gelecekle ilgili görülen, uyarıcı olan rüyaların açıklaması bilimsel olarak yapılmamıştır. Ama şu bir gerçektir ki rüyalar görülmeye devam edecek, devam ettikçe de insanlar tarafından her zaman merak konusu olacaktır.

Uzm. Psk. Ayşenur KARAKÜLAH

Bir önceki yazımız olan Doğum Sonrası Dönem Ruhsal Sorunları başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Derin Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri

Adresimiz: Hoşdere cad. 54/4 Ayrancı Çankaya ANKARA

Telefon: 0312 427 80 88

Yorum yaz

Önceki yazıyı okuyun:
Doğum Sonrası Dönem Ruhsal Sorunları

Doğum sonu dönem, ebeveynlerin bebek bakımı vermesi, bebek için güvenli çevre oluşturması, bebekle iletişim kurması, yeni rolleri öğrenmesi, aile duyarlılığını...

Kapat