Okul öncesi eğitim nasıl olmalıdır?

okul oncesi 300x180 Okul öncesi eğitim nasıl olmalıdır?Okul öncesi eğitimin nasıl olduğunu açıklamadan “önce okul öncesi eğitim nedir?” sorusuna cevap vermek yerinde olacaktır. Okul öncesi eğitim, bir çocuğun doğumdan zorunlu okul yaşına kadar aldığı eğitimdir. Bu eğitim, çocuğun bireysel ayrılık özellikleri göz önünde tutularak gerçekleştirilmelidir. Her çocuğun anlayışı, algısı, mizacı, zeka bölümü farklı olacağından her çocuğa da buna göre eğitim verilmelidir. Okul öncesi dönem, çocuğun kişiliğinin oluşmasında çok önemli bir durumdur. Bu dönemde çocuk ruhsal, fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak desteklenerek kişilik temelleri uygun bir şekilde oluşturulmalıdır. Okul öncesi dönemin çocuğun geleceğini ve akademik başarısını büyük ölçüde şekillendiren bir dönem olduğu aileler ve eğitimciler tarafından unutulmamalıdır.

Okul öncesi eğitim doğumdan itibaren başlar demiştik. Çocuğun ilk eğitimcileri anne-babalardır. Belirli bir yaşa kadar çocuğun bakıcısı konumundaki kişi –bu kişi anne, baba, anneanne, babaanne ya da bir bakıcı olabilir- çocuğun fiziksel ve duygusal gelişiminde çok önemlidir. Bu dönemde çocuğun fiziksel ihtiyaçları uygun ve yeterli şekilde karşılanmalıdır. Fiziksel olarak doyum almış bir çocuk; sosyal, zihinsel ve duygusal olarak gelişmeye hazırdır.

Bu dönemde çocuklar dil ve psikososyal açıdan desteklenmeli, özbakım becerileri verilmelidir. Bu şekilde çocuk ilköğretime hazırlanır.

Özdenetim de önemli bir faktördür. Kendi kendine kararlar alabilme yetisi ve sorumluluk sahibi olma temelleri bu dönemde atılır. Çocuklara yaşlarının gerektirdiği oranda sorumluluklar verilmelidir. 5 yaşındaki bir çocuktan sofrayı hazırlanması beklenemez; ancak sofra kurulurken kendine ve çevresine zarar vermeyecek şeyler –masa örtüsü vb. gibi- verilip sofra kurulurken onun da bu sürece dahil edilmesi ve böylece de kendini iyi hissetmesi sağlanır. Anne babaların düştüğü en büyük yanlışlardan biri çocuğa hiçbir sorumluluk vermemesi ya da bu durumlarda sabır gösteremeyip hemen çocuğun yerine çocuğun işini yapmalarıdır. Aman sonra yapar, sonra öğrenir diye ertelenen her davranış çocuğun tembelleşmesine ya da sorumluluk sahibi olmasına engel olmasına neden olacaktır. Bu gibi ayrıntılar ebeveyn tarafından çok küçük olarak görünse de çok önemli ayrıntılardır. Bu küçük ayrıntılara dikkat etmeyen çocuğunun her işini çocuğuna yaptırmayıp kendi yapan aileler ileride de çocuklarının çok sorumsuz olmalarından ve kendi kendilerine hiçbir şey yapamadıklarından şikâyetçi olurlar.

Merak, bu dönemde çok ön plandadır. Anne-babalar çocuklarının sorduğu her soruya sabırla, net ve doğrudan cevap vermelidirler. Bu hem ebeveyn-çocuk ilişkisini güzel bir seviyeye taşıyacaktır hem de çocuk dünyaya karşı daha ilgili olacak ve özgüven sahibi olma temelleri atılacaktır. Ancak, bir soru sorulduğunda cevap alamayan, sen anlamazsın tarzı itici bir cevapla karşılaşan ya da aldığı cevaptan tatmin olmayan çocuk için özgüvenden bahsetmek zor olur. Bir zaman sonra çocuk ya soru sormayı bırakıp içine kapanacaktır ya da ilerdeki yaşlarında sorularının cevaplarını yanlış kaynaklardan almaya çalışacaktır.

Anne-baba tutarlılığı her dönemde olduğu gibi okul öncesi dönemde de büyük öneme sahiptir. Anne ve babanın aldığı kararlar her zaman tutarlı olmalıdır. Bir olayda anne çocuğa hayır derken baba evet diyorsa çocuklar bunu çok kolay bir şekilde kendi lehlerine kullanarak dediklerini yaptırma yollarına başvururlar. Bu çocukta daha çok ağlayarak, bağırarak, şiddet göstererek, anneyi babaya babayı anneye şikâyet ederek kendini gösterir. Çoğu ebeveyn çocuklarının bir şey isterken ağladıklarından ya da istedikleri bir şey yapılmadığında şiddet gösterdiklerinden dolayı şikâyetçidir. Bunun en temel nedeni, çocuğun çevresindeki otoritelerin –anne, baba, anneanne, babaanne, bakıcı vb.- birbirleri arasındaki tutarsızlıktır.

 

Okul öncesi dönem çocukları yani 0-6 yaş arası çocuklar için ‘oyun’ çok önemlidir. Çocuklar oyunla beraber sosyal, bedensel, ruhsal ve zihinsel olarak gelişirler. Oyunlarda yetişkin rollerini oynayarak temel cinsiyet rollerini de öğrenmiş olurlar. Dillerini çok daha rahat geliştirirler. Diğer çocuklarla oynadıkları oyunda sosyal ortamlarda nasıl davranacaklarını öğrenirler. Oyun, çocukların enerjilerini boşaltmaları için tavsiye edilen en iyi yöntemdir. Çocukların yaşıtlarıyla oyunlar oynamalarına aileler zemin hazırlamalıdırlar. Aynı şekilde anne ve babayla oynanan oyunlar da çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirir ve çocuğun gelişimine katkı sağlar.

0-6 yaş grubu çocuk sahibi olan aileler öncelikle çok sabırlı ve çocuklarının ihtiyaçlarına duyarlı olmalıdırlar. Çocuklarının meraklarını gidermeli ve onlarla ‘kaliteli vakit’ geçirmelidirler. Bazı anne babalar çocuklarıyla vakit geçirmelerine rağmen çok fazla bunun yararını görmediklerini belirtirler. Bahsedilen kaliteli vakit, bir şeylerle uğraşırken, yemek yaparken ya da televizyon izlerken çocukla ilgilenmek değildir. Bütün uğraşılan işleri bir kenara koyarak tüm dikkatin çocuğa verilerek geçirilmesi gereken zamandır. Günlük yaşanılan kısa ama kaliteli zamanlar hem aile hem çocuk için çok verimli olacaktır.

Bu dönemde okul öncesi eğitim kurumları da gelişime katkı sağlamaktadır. Bu kurumlara başlama yaşı hala tartışılmaktadır. Ancak burada önemli olan nokta çocuğun kendini ifade etmeye başlaması, ihtiyacı ya da bir sıkıntısı olduğunda bunu söyleyebilmesidir. Aynı zamanda tuvalet eğitimini de kazanmış olması da önemlidir. Kurumlar seçilirken kurumun eğitimine ve kalitesine çok dikkat edilmelidir. Çok sık olarak kurumla irtibata geçilerek çocuğun durumu hakkında görüşmeler yapılmalıdır. Bu şekilde hem evde aile tarafından hem de okulda desteklenen çocuklar ilerde bunun kolaylığını yaşayacaklardır.

‘Koşullu olumlu kabul’ ailelerin ciddi şekilde yaptıkları hatalardan biridir. Çocuk bir şey yaptığında anneler hemen “sen ağladığın için artık seni sevmiycem” ya da bir şey yapmalarını isterken “ama yapmazsan seni sevmem” gibi çok derinden çocukları etkileyecek cümleler kurarlar. Bu çok normal ya da masumane görünse de çocuklara koşullu sevgiyi öğretmektedir. Çocuklar da artık tüm hayatları boyunca kendileri için iyilik yapanları sevme kendileri için bir şey yapmayanları da sevmeme eğilimi göstermeye başlarlar. Ya da diğer açıdan kendilerini birilerine sevdirmek isterken bir şekilde onlar için bir şeyler yapma ihtiyacı duyarlar. Burada ebeveynlerin dikkat etmesi gereken husus ‘koşulsuz olumlu kabul’dür. Çocuk bir yanlış yaptığında “sen yanlış yaptığın için seni sevmiycem” demek yerine “senin bu davranışın hatalı oldu. Bu davranışından hoşlanmadım” şeklinde kişiliğe değil davranışlara vurgu yapılmalıdır. Çünkü insanlar doğru davranışlar ve yanlış davranışlara sahiptirler. Başka bir örnek olarak bir çocuk bardağı taşırken sakarlık yapıp o bardağı kırarsa ona “ne sakarsın sen de canım!” demek yerine “bardağı düşürerek sakar bir davranış gösterdin” diyerek kişiliğe değil davranışa odaklanılmalıdır.

Çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Ne kadar sağlıklı bir gelecek istiyorsak o oranda da psikolojik ve ruhsal açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirmek zorundayız. Anne babalar bunun farkına varıp çocuklarına ona göre davranmalıdır.

Uzm.Psk. Ayşenur KARAKÜLAH

 

 

 

Bir önceki yazımız olan Çocuklarda bilgisayar kullanımı hangi ölçülerde olmalıdır? başlıklı makalemizde bilgisayar kullanma egitimi, çocuk eğitimi ve cocuklarda bilgisayar kullanımı hakkında bilgiler verilmektedir.

Derin Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri

Adresimiz: Hoşdere cad. 54/4 Ayrancı Çankaya ANKARA

Telefon: 0312 427 80 88

Yorum yaz

Önceki yazıyı okuyun:
Çocuklarda televizyon kullanımı hangi ölçülerde olmalıdır?

Günümüzde artık her evde televizyon olduğu gibi, çoğu evde 2 televizyon görmek mümkün. Kadınlar bir odada erkekler diğer odada vakit...

Kapat