Kardeşler arası kıskançlık nasıl önlenebilir? Anne- Baba tutumları nasıl olmalıdır?

kardes Kardeşler arası kıskançlık nasıl önlenebilir? Anne  Baba tutumları nasıl olmalıdır?Kardeşler arasındaki bağ kültürümüzde çok değerli gibi görünse de bu ilişkinin temelinde ‘rekabet’ her zaman bulunmaktadır. Çocukların bu rekabetlerinin temelinde anne ya da babaya yalnızca kendilerinin sahip olma, onları başkalarıyla paylaşmak istememe gibi düşünceler yatar. Kardeş ilişkilerinin temelinde iki önemli etken vardır. Bunlardan birincisi, annenin tutumu; ikincisi ise çocuğun sıra, yaş, cinsiyet gibi özellikleri.

Kendinden büyük ağabey ya da ablaları olan çocuklar tam olarak anne ile özdeşim kuramayabilirler. Bu noktada annenin tavrı çok önemlidir. Bir anne çocukları arasında eşit davranmaya çalışıyorsa ve bu durum o annede kaygı oluşturuyorsa ortada eşit dağıtılan bir sevgi olmasına rağmen annenin kaygısı yüzünden çocuklar bu sevgiyi tam olarak hissedemezler. Çünkü çocuklar arasındaki rekabet, annelerinin çocukları arasında eşit olup olmamasına ilişkin kaygıya dayanır. Aksine rahat ve kaygısız annelerin çocukları kardeşler arası rekabeti daha çabuk tolere ederler. Şunu da eklemek gerekir ki kardeş kıskançlığı annenin iki uç davranışında yani annenin çok ihmalkâr olması ile bu konuda çok kaygılı olmasında önemli bir hal alır.

Çocuklar arasındaki rekabet, annenin çocuğuna çok bağlanıp fazla yatırım yapması ve bunun karşılığını da çocuklarından beklemesi ile de oluşur. Çünkü her çocuğun annesine verdiği karşılık farklı olacaktır ve bu durum da çocuklar arası rekabeti tetikleyecektir. Ancak, eğer anne duygusal ve maddi olan yatırımlarının karşılığını çocuklarından beklemezse -ki olması gereken de budur- rekabet ortamı da buna paralel olarak oluşmayacaktır.

Kardeş ilişkilerinde babaların rolü anneye göre daha azdır. Baba daha çok anneyi yaptıklarında destekleyici bir otorite konumundadır.

Kardeş ilişkilerinin temelinde yatan faktörlerden biri de sıra ve cinsiyettir. İlk çocuk genellikle en özen gösterilen bununla beraber de deneyimin en az hatta olmadığı çocuktur. Kardeşler gelene kadar ilk çocuk tek’tir ve en değerlidir. Ancak bir kardeş geldiğinde yeni doğana doğal olarak gösterilmesi gereken özen ve ayrılması gereken zaman daha çok olacağından tabiri caizse ‘çocuğun pabucu dama atılmıştır’. Bu durumu etraftaki bazı insanların şaka olarak ifade etmesi ya da bir şekilde ilk çocuğa hissettirmesiyle çocuk için daha sıkıntılı bir süreç oluşmaya başlar. Bazı anneler ilk çocuğa kıskanmasın diye sözde dikkat ederler hatta olması gerekenden fazla sorumluluk yüklerler. “sen abisin/ablasın.”, “o daha çok küçük, sen kocaman oldun” gibi şeyler söylerken büyük çocuğun küçük çocuğu bir abi/abla olarak ezmesine, ona büyüklük taslamasına ortam hazırlar ve buna izin verirler. Burada asıl olması gereken anne ve babanın çocuğa yapacağı açıklamadır. Bu açıklama gergin ya da samimiyetsiz görünecek kadar da yumuşak olmamalıdır. Çocuğa bir kardeşlerinin olacağını, bu kardeşin de o küçükken nasıl bakıma ihtiyacı varsa o kadar bakıma muhtaç olduğunu; ancak bu süreçte onun da her türlü ihtiyacını elinden geldiği kadar karşılayacağını anlatması gerekir. Bu açıklamadan sonra da anne, konuşmasına uygun olarak davranmalı ve küçük bebekle ilgilenirken büyük çocukla da eskisi gibi ilgilenmelidir. Çocuğun bu yeni duruma alışması için anne uygun bir zemin oluşturmalıdır. Bu zemin, büyük çocuğa uygun, yerinde ve çok ağır olmayan kardeşiyle ilgili bir sorumluluk olabilir. Çocuk kardeşiyle ilgili bakım ya da korumaya dair küçük sorumluluklar alırsa, sevgisini kardeşine rahatlıkla aktarabilecek ve kardeşine daha çabuk alışacaktır.

Ortanca çocukta durum biraz daha farklıdır. Ortanca çocuk kardeşler arasında ne tam bir otorite sahibi ne de çocukluk yapacak küçük bir kardeştir. Hem abi/abla hem de küçük kardeş olmanın çelişkisi çocukta hep mevcuttur. Aslında bu durum daha çok anne ve babanın ya da çevredeki insanların tutumuyla alakalıdır. Çünkü çocuklar bazı durumlarda ‘sen abisin/ablasın niye böyle yapıyorsun?’ diye yargılanırken bazı durumlarda da ‘sen daha küçüksün!’ gibi bir tavırla karşılaşırlar. İkiden fazla çocuğu olan ebeveynlerin bu gibi durumlara dikkat etmeleri gerekir. Çocuğa gerekli açıklamalar yapılmalı ve bir abla/abi bir de küçük kardeş çelişkisi yaşatılmamalıdır.

Küçük çocuk genelde ailenin gözünde hep küçük kalan ve en çok şımartılan çocuktur. Bu durum da çocuğun benmerkezci tavırlar sergilemesine yol açarken de her zaman önünde bulunan ağabey ve ablalarına karşı kendini yetersiz hissetmesine neden olur.

Anne-babanın dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri de ‘kıyaslama’dır. Çocuklar arasında yapılan kıyaslama çocuklar arası rekabeti ve doğal olarak kıskançlığı ciddi anlamda tetikleyecektir. Bunun için ebeveynler her çocuğunun davranışını ayrı ayrı takdir etmeli ve her çocuğunun hatasını ayrı ayrı ele almalıdır. “bak ağabeyin ne kadar çalışkan sen de çalışsana!” gibi klişeleşmiş bir söz çocuğu olumsuz etkiler. Eğer anne çocuğunun çalışmasını istiyorsa bunu diğer kardeşleriyle kıyaslamadan direk olarak uygun bir üslupla söylemelidir.

Sonuç olarak; başta da belirtildiği gibi çocuklar arasındaki kıskançlığa en büyük etmen ebeveynin ve esas olarak annenin tavır ve tutumlarıdır. Her durumda çocuklarla ayrı ayrı ilgilenilmeli, onlara hayatlarında yaşayacakları değişiklerle ilgili açıklamalar yapılmalı, kıyaslamalardan kesin bir şekilde kaçınılmalıdır. Anne baba arasındaki problemler de çocukların duygu durumlarını etkilediğinden çocuklara anne ya da baba yanında bir taraf olma baskısından kaçınılmalıdır. Ayrıca çocuklar arsında yapılacak cinsiyete ilişkin ayrım da çocuğu çok olumsuz etkileyeceğinden bu şekilde yapılan evlat ayrımlarından kaçınılmalıdır.

Uzm.Psk. Ayşenur KARAKÜLAH 

Bir önceki yazımız olan Çocuklarda bilgisayar kullanımı hangi ölçülerde olmalıdır? başlıklı makalemizde bilgisayar kullanma egitimi, çocuk eğitimi ve cocuklarda bilgisayar kullanımı hakkında bilgiler verilmektedir.

Derin Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri

Adresimiz: Hoşdere cad. 54/4 Ayrancı Çankaya ANKARA

Telefon: 0312 427 80 88

Yorum yaz

Önceki yazıyı okuyun:
Çocuklara cinsel eğitim hangi yaşlarda ve nasıl verilmelidir?

Çocuklarda cinsel eğitim çocuklarımızın gelişimde önemli bir yere sahiptir. Bu eğitim öncelikli olarak cinsiyet ve üreme üzerine bilgilendirme ile başlayabilir....

Kapat